Bir ay kadar önce, Pentagon’un Tramp için düzenlediği bilgilendirme toplantısında “İran’ın elindeki gücün ABD için tehdit oluşturacak boyutta olmadığı” bildirildi.
Ancak üç dört gün geçince Tramp pek istekli görünmese de İran’a saldırıyı başlattı.
Tramp aslında savaşa sıcak bakmıyordu.
12 günlük savaş sırasında da erken zafer ilan etmişti.
“Tamam, buraya kadar. İran’ı perişan ettik, nükleer gücünü vurduk. Artık belini doğrultamaz.” deyip işin içinden sıyrılmak istedi.
Sanki aynı anda Netanyahu’nun da sırtını pat patlayıp razı etmeye çalışıyordu: “Haydi sen de uzatma, İran’ın defterini dürdük.”
*
Şimdi şapkayı önümüze koyup sakince düşünelim ve manzarayı tartalım.
İran’ın elindeki imkânlar ABD için tehdit oluşturmuyorsa…
Dünyanın en büyük askerî gücüne sahip ordunun başındaki Tramp, savaşa istekli değilse…
Bugün yaşananlar nasıl izah edilebilir?
Klişe sorumuzun devreye girmesinin vaktidir: O hâlde bu ne lahana turşusu?
İhtimaller arasında en güçlüsü şu: İşin içinde tehdit dosyaları olsa gerek.
Bir başka ifadeyle, bıldır yenen hurmaların, vakti gelince tırmalaması şeklinde izah edilebilir.
Bir zamanlar yaptığı gizli kapaklı işlerin ortalığa saçılma riski yüzünden istemediği bir savaşa giren birinin liderliği nereye varabilir?
Ülkesine ve dünyaya ne hayrı dokunabilir?
*
Netice: Kocabaşların uçkur meselesi, dünyanın başına bela oldu. Olmaya da devam ediyor.
Uçkurun ne olduğunu bilmeyenler varsa, onlar için “kemer” diyebiliriz.
Onların uçkur meselesi yüzünden masum insanlar ölüyor, ülkeler bombalanıyor. Belki bölge ülkelerinin haritaları bile değişecek.
*
Fakat her zamanki gibi, evdeki hesap çarşıya uymadı.
Dolayısıyla “Beyaz ev”de yapılan hesaplar da şaşmaya mecbur.
Hele Oval Ofis hesaplarının tutma şansı hiç yok.
“Dünyanın en güvenli ülkesiyiz, çünkü demir kubbemiz var” diye avunan, afra tafra yapan, dünyaya hava atmaya yeltenen İsrail’in demir kubbesini İran teneke kubbeye çevirdi.
Bir de utanmadan, “Asıl hedef Türkiye” diye açıklama yapan densizler var orada. Sevsinler.
İSTEK PARÇA
Tramp için bir istek parça:
Lemi Atlı’nın meşhur eserini isteyelim.
“Bir kendi gibi zalimi sevmiş, yanıyormuş…”
SAVAŞ TAZMİNATI
ABD bu savaşı önünde sonunda bitirmek isteyecek. Hiç kazancı yok, zararı çok.
İran savaş tazminatını ve ABD’nin bölgeden çekilmesini şart koşuyor.
Tramp kabul ederse, İran tazminatın ABD Doları şeklinde ödenmesine razı olmamalı.
Altın olarak istesin.
SALDIRMA SEBEBİ NEYDİ?
Karikatür müydü, yapay zekâ ürünü mü? Kuzey Kore lideri Kim, Tramp’ı telefonla aramış.
- Alo, adamım… İran’a niye saldırıyorsun?
- Nükleer güç sahibi olduğu için.
- İran’da nükleer bomba yok ama bende var. Orayı bırak, bize saldır istersen. Gerçekten derdin nükleer ise tabii.
KUDÜS GÜNÜ
İran’da Kudüs Günü Yürüyüşü görkemliydi.
ABD ve İsrail’in hedef aldığı Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani ve pek çok üst düzey yetkili sokakta halkın arasında yürüdüler.
Rejim yanlısı olan da muhalif olan da yürüyüşe katıldı. Onları aynı bayrak altında birleştiren güç, ABD ve İsrail saldırıları.
(Aklımıza Kudüs Gecesi ve Sincan geliyor. Hey gidi günler, aylar, yıllar…)
SAVAŞA DESTEK
İran savaşına halk desteği ne kadar?
ABD: Yüzde 70 savaşa karşı.
İsrail: Yüzde 80 savaşı destekliyor.
Yazar: Mehmet Şeker