Trump’ın özel temsilcisi Barrack saldırıdan birkaç gün önce Kuzey Irak’taydı. Orada bazı görüşmeler yapmış. İran’daki ayrılıkçı terör gruplarından taleplerde bulunmuş. Barrack, özellikle Suriye’nin istikrar kazanması sürecinde önemli bir rol oynadı. Bu yüzden İsrail lobisinin hedefindeydi. Ama İran konusunda bölgeyi uçuruma sürükleyecek bir tutum takındı. Aslında o bir pratisyen ve Trump’ın söylediklerini yapıyor. Barrack’ın ayrılıkçı gruplara verdiği mesaja gelmeden önce bazı soruların -perde arkası bilgilerle desteklenmiş- yanıtlarını verelim.
İRAN GAFİL Mİ AVLANDI?
24 Şubat’ta Trump’ın saldırı için 1-6 Mart arasını ima ettiğini, ABD’nin anlaşsa da İran’ı vuracağını, Washington’daki havanın bu yönde olduğunu vurgulamıştım (Bknz. Washington’daki hava bu: Anlaşsa da vuracak). Bilinenin aksine… Cenevre’de yapılan son tur toplantıda; üst düzey müzakerelerin devamı değil teknik düzeyde yapılması kararı alınmıştı. Taraflar İran’daki zenginleştirilmiş uranyumun tasfiyesinde anlaşamamıştı. Bu yüzden Tahran, ABD’nin saldırıcağını biliyordu. Saldırı başlamadan önce sabah saatlerinde kapsamlı bir notam yayınladılar.
Peki, ruhani lider Hamaney ve üst düzey 48 isim nasıl öldü? Burada bir basiretsizlik mi var? Böyle olduğunu düşünmüyorum. O güvenlik toplantısı her cumartesi sabahı yapılan rutin bir toplantı. Anlaşılıyor ki… Hamaney saklanma ihtiyacı hissettmedi. Bunu olumlamak için değil meseleyi anlamak için söylüyorum: Dışarıdan bakınca irrasyonel gelebilir ama bu bir tercihti ve Hamaney’in “manevi zihin dünyasıyla” ilgiliydi. “Mozaik savunma yapısı” saldırının öngörüldüğünü, buna yönelik tedbir alındığını gösteriyor.
MASA YENİDEN Mİ KURULACAK?
Amerikalılar saldırı olmadan önce “masa yeniden ne zaman kurulur” diye tartışıyorlardı. ABD’nin (4-5 haftalık) bir planı var. Bu planın işlemesi için gerilimin kontrolden çıkmaması gerekiyor. Bu yüzden İran’ın masaya dönmesi isteniyor. Trump, “Yeni yöneticiler bizimle görüşmek istiyor ben de kabul ettim” dedi ama ben aksini duydum. ABD, Umman aracılığıyla İran’a “Görüşelim” demiş. İran reddetmiş. Sebep? Tahran, 12 Gün Savaşı’nda ateşkesi kabul ederek hata yaptığını düşünüyor. “Ateşkesi kabul etmeyip saldırılara devam etseydik, İsrail’in hava savunma stoku bitiyordu. Biz durunca geçen altı ayda sistemlerini toparladılar. Bu kez durmayalım” kararı almışlar. İran’ın çatışmayı sürdürebildiği son noktaya kadar götürmek istediği anlaşılıyor. Rejimin düşeceğini görürse manevra yapabilir.
TRUMP BÖLGEDEKİ MUHATAPLARINA NE SÖYLEDİ?
ABD Başkanı’nın, saldırıların 4-5 hafta süreceğini söylediği belirtiliyor. Bu kapsamda kademeli bir plan yapıldığı anlaşılıyor: Saldırılarda rejimin sütunu Devrim Muhafızlarının her unsuru hedef alınacak. Görülüyor ki… ABD, Devrim Muhafızlarını ortadan kaldırıp Arteş (İran ordusu) ile yola devam etmek istiyor. Kademeli plana göre hava saldırıları belli bir noktaya geldiğinde rejim karşıtlarının sahaya çıkması istenecek. İran’da şu anda bir kalkışma görüntüsü yok. Sokaklarda tersi bir tablo var.
BÖLGE ÜLKELERİ NE YAPACAK?
İran, bölgede ABD üssünün bulunduğu her ülkeyi hedef aldı. Bu ülkelerin üslerini kullandırmamasını, ABD’ye baskı yapmasını istiyor. Bu iki tarafı keskin bir bıçak. Bölge ülkelerini ABD safında kenetleniyor (saldırı anlamında da.) Bölge ülkelerinden beni şaşırtan S. Arabistan’ın tutumu oldu. Riyad’ın bu konuda farklı düşündüğü, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretinden sonra yapılan ortak açıklamada İran krizine değinilmemesinden belliydi. S. Arabistan’ın bu saldırıları teşvik ettiği görülüyor. Gerilim İran-ABD/İsrail/Arap krizine dönüşüyor. Trump’ın eli rahatlar.
İRAN’DAN SONRA HEDEF NERESİ?
Riyad’ın tutumu şaşırtıcı çünkü… İran’ın nükleer silah elde etmesini kimse istemez ama rejimin varlığı İsrail’in odağını dağıtıyor. Netanyahu’nun açıkça söylediği gibi İran’dan sonra yeni gerilim alanı “Sünni bloktur.” Netanyahu’nun İttifaklar Altıgen’i ile bu ülkelerin (Türkiye, Katar, Mısır, S. Arabistan -ve Pakistan-) sağladığı esnek Bölgesel Koordinasyonun mücadelesi Gazze, Suriye ve Afrika boynuzunda çoktan başladı. İran tehdidi ortadan kalkarsa bu gerilim artacaktır. Trump, geride bölgesel aktörlerin birbirini dengelediği bir mimari bırakmak istiyor. “Müttefikleri arasındaki krizlere” askeri karşılaşma olmazsa pek ilişmiyor. İttifaklar Altıgeni & Bölgesel Koordinasyon sarkacında… Trump; Gazze’de ortada, Suriye ve Afrika boynuzunda koordinasyon pozisyonuna yakın, İran’da İsrail safında duruyor. İsrail “tüm bölgeyi ben kontrol edeyim” arayışında. Riyad buna hazır mı?
TÜRKİYE NE YAPMALI?
Ankara’nın hazır olması gerekir. Bölgesel Koordinasyon bu yönde atılmış doğru bir adımdır. Bunu savunma alanında derinleşen anlaşmalar izlemeli. Suriye’nin istikrarı, askeri kapasitesi güçlendirilmeli. Türkiye’nin caydırıcılık unsurları Kıbrıs adası ve Afrika Boynuzu’nda çeşitlendirilmeli. NATO’nun vazgeçilmez aktörü olmak önemini koruyacak. Ulusal bilinç ve birlik inşası en önemli ayaklardan biri.
AYRILIKÇI TERÖR GRUPLARINA DİKKAT
Şimdi yazının başına dönelim. Bunu ben söylemiyorum, The Economist yazmış: “Temsilci Barrack, saldırılardan günler önce, Kuzey Irak’ı ziyaret etti ve İranlı Kürtleri ayaklanmaya hazırlanmaya çağırdı.” Geçtiğimiz günlerde terör örgütünün İran kolu PJAK dahil ayrılıkçı beş grubun İran’da harekete geçmek için bir araya geldiği açıklanmıştı. Bu gruplar harekete geçmek için Devrim Muhafızlarının etkisinin kırılmasını bekliyorlar. İran’daki rejimin ayakta kalıp kalmayacağı başka mesele… Ancak… Suriye’de işler yoluna girerken, Terörsüz Türkiye sürecinde yol kat edilmişken… İran’ın bölünmesine izin verilmemeli.
Yazar: Yahya Bostan