İran’da ABD askerleri için beş bin mezar kazıldı.
Psikolojik savaş kapsamında İran adına önemli bir adım sayılan bu haber, duyan her Amerikalının canını sıkacak türden.
Sadece onların değil, vicdan sahibi herkes üzülür.
Biz ise fazladan, ekli dosya mahiyetinde, Musa Eroğlu’nun sesini duyuyoruz o cümleden sonra.
“Gönüle hasret yazıldı, Sevgiye mezar kazıldı, İki damla yaş süzüldü, Gözlerimin pınarına…”
*
ABD askerlerinin de anaları babaları var.
Bayrağa sarılı tabutlarla evlatlarının cesedi dönerse, onlar iki damla yaşla yetinmez.
Piyonlar, atlar, filler ve kaleler zarar görmeden, vezirin burnu bile kanamadan sadece şah hedef alınır ve devrilirse, oyun bitmiş olur.
Deviren taraf kazanmış demektir.
Venezüella’da böyle oldu. Yukarıdan bir el gelip Maduro’yu aldı, götürdü, oyun bitti.
Halk, askerler, kaleler zarar görmedi. Vezir başa geçti.
Aynı durum İran’da mümkün mü?
O kadar kolay değil ama imkânsız demek de iddialı olur.
*
Bazı askerler ölecekse, onlar bayrağa sarılı tabutlarla ülkesine götürülecekse, İran’da kazılan mezarlar anlamsız hâle gelmez mi?
Beş bin mezar boşuna kazılmış olmaz mı?
Dedik ya, şu aşamada her cümle, her hareket, psikolojik savaş kapsamında. Maksat moral bozmak.
*
Savaştan maksat nedir?
Görünürde düşmanı yenmek, galip çıkmak.
Fakat asıl mesele, arka planda gözetilen hedeflere ulaşmak, kazanmak önemlidir.
Savaş öncesi yapılan müzakerelerde öne sürülen şartlar, sürdürülen pazarlık hep o arka plandaki asıl konulardır.
Yoksa savaşta galip çıkmak bile anlamsız gelir.
Anlaşmazlık yaşanan ve savaş sebebi olan konular çözüme kavuşursa, savaşa gerek kalmaz.
*
Aslında aklın yolu çok şeritli otoban. O yolda kim ne diyor, bakalım.
Tramp: Anlaş benimle yoksa vururum. Anlaşmazsan savaş başlar.
İran: Savaş kimseye yaramaz. Yine de savaşa hazırız. ABD saldırırsa bizim de elimiz armut toplamıyor. Zaten bu sene havalar iyi gitmedi, armut üretimi çok az oldu. Elimiz tetikte bekliyoruz ama başlatan taraf olmayız.
Türkiye: Savaşın kazananı olmaz.
Bölge ülkeleri de savaş istemiyor.
Tek isteyen taraf İsrail. Bir an önce ABD İran’a saldırsın, bölgeyi saran bir savaş çıksın istiyor.
Kanla beslenen Netanyahu bariz şekilde açlık çekmekte.
*
Onun kadar olmasa da “Vuracaksa vursun artık” diyen başkaları da var.
Heyecanlı gazeteciler.
Bir an önce vursun da ilk duyuran ben olayım düşüncesinin filizleri görünüyor ekranlarda, sayfalarda, sitelerde.
Biz de saldırmayacağını düşünüyoruz. Adamsa vurmaz.
Tramp’ın “Anlaş yoksa vururum” demesine bakarak, savaşa taraftar olmadığını, anlaşmaya niyetli olduğunu düşünüyoruz.
Alacağını aldıktan sonra, niye insanların ölümünden yana olsun ki! Üstelik Barış Ödülü de riske girer.
Silahlar patlamadan masada savaş kazanmak daha önemli, daha güzel.
Zaten anlaşma sağlanırsa, herkes “Biz kazandık” diyecek. Bundan daha iyi ne var?
Yazar: Mehmet Şeker