29 Ekim coşkusu geride kaldı. 100 yılda bir karşılaşabileceğimiz bir dönemden geçiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılını idrak ediyoruz.
100 yıl münasebetiyle o kadar çok etkinlik yapıldı ki saymak mümkün değil. Tabii ki hepsinin merkezinde İstanbul Boğazı’nda yapılan gösteriler vardı. Cumhur, Cumhuriyet’i büyük bir coşkuyla kutladı. Sahil şeridinde adım atacak yer yok. Kadın-erkek, çocuk-yaşlı, 7’den 70’e her kesimden insanımız kutlamalara iştirak etti.
29 Ekim coşkusunun yaşandığı yerlerden biri de başkent Ankara’ydı. Anıtkabir’e 1 milyon 200 bin kişi ziyarete gitti.
Devletin birçok kurumu etkinliklerle birlikte kalıcı eserler de ortaya koydu. Şu an çok farkında olmasak da birçok yerde 100. yıl adı da eserler için kullanılıyor.
Peki özel sektör neler yaptı? Özellikle kültür ve sanat alanında kalıcı hangi eserler ortaya konuldu? Burada biraz durup düşünmek gerekiyor. Örneğin 50. yıl kutlamaları için Koç Grubu bugün hâlâ yoğun bir şekilde kullanılan ve ülkemizin önemli mimari eserlerinden de sayılan Atatürk Kitaplığı’nı yaptırmıştı. 100. yıl için benzer bir kalıcı eser hediye ettiler mi?
İş Bankası uzun yıllardır restorasyonu devam eden Resim ve Heykel Müzesi’ni açtı. Hiç şüphesiz bu 100. yıla yakışan bir açılış. Gazi Mustafa Kemal tarafından kurulan İş Bankası koleksiyonunda yer alan 2700 eserden oluşan hayli önemli bir koleksiyona sahip. Bu koleksiyondan 600’a yakın eser İstiklal Caddesi’nde yer alan müzede 29 Ekim’den itibaren sanatseverlerle buluştu.
Açılan sergiler arasında en dikkatimi çeken iki tanesinden kısaca bahsetmek istiyorum.
İlki Bedri Baykam küratörlüğünde düzenlenen 100 yıl Perspektifinde Sanat başlığını taşıyan sergi. Sergi iki farklı mekanda: Taksim metro girişinde yer alan Taksim Sanat ve Piramid Sanat. Geniş bir yelpazeden eserler yer alıyor. Fikir çok güzel. Ama günümüz sanatına gelince 100. yıla özel eserlerin üretilip yer alması bence olmasa daha iyi olurmuş. Eserleri ya da sanatçıları beğenmediğim için söylemiyorum bunu. Sadece var olan eserlerden bir seçki ortaya koymanın daha dikkate değer olduğunu düşünüyorum.
Diğer sergi ise İzmir FolkartGallery’deki Karanlıkta Akan Bir Yıldız: Mustafa Kemal Atatürk. Sergi 31 Mart’a kadar İzmir’de daha sonra Ankara ve İstanbul’a da gelecek. Sergide yaklaşık 150 adet daha önce yayımlanmamış fotoğraf ve Atatürk’ün kişisel eşyaları yer alıyor. Atatürk için düzenlenen en kapsamlı sergilerden birisi.
Hem özel sektörün hem de devlet kurumlarının bence yapması gereken 100. yılı önümüzdeki bir yıl boyunca çeşitli etkinliklerle, yayınlarla, faaliyetlerle süslemek olmalı. Böylece kimsesizlerin kimsesi olan Cumhuriyet her kesimden her yaştan insana daha fazla temas edebilir.
İlhami Atalay’a Dair
Her yıl gelenek olduğu üzere 29 Ekim’de Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri açıklandı. Bu açıklamanın üzerine İlhami Atalay’a sanat camiasından büyük bir “eleştiri” yağmuru başladı. Neymiş Ramazan pide resmi yapmışmış, simit resmi yapmışmış.
İlhami Atalay’ı hiç bilmeyenler, sanatına hiç aşina olmayanlar bol keseden sallayıp duruyorlar. Kendi kısır dünyalarına hapsolmuş, kendileri gibi düşünmeyenleri yok sayan, hatta onların varlıklarından bile haberdar olmayanların bu düşmanca tavırlarını görmek hiç şaşırtıcı değil. Sanata dair biraz bilgileri ve ilgileri varsa açsınlar 1973 tarihli İç Harp isimli eserine baksınlar. Ondan sonra konuşabiliyorlarsa konuşsunlar.
İlhami Atalay’ın eleştirilecek hiç mi bir şeyi yok? Tabii ki var. Mesela kavramsal sanata karşı çıkmasının yanlış olduğunu düşünüyorum ama Atalay’ın kendi sanat anlayışı içinde bu eleştiriyi yapabileceğine de inanıyorum.
Yazar: Samed Karagöz







