Son dakika

Türkiye Avrupa Birliği BRICS

Hayaller AB, hayatlar BRICS mi?

Türkiye’nin BRICS üyelik başvurusunu askeri, ekonomik ve siyasi açıdan okumak, bölgesel ve küresel denklemde bu girişimin nasıl yankı bulduğunu anlamlandırmak açısından fırsat sunuyor. Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’dan oluşan ve yükselen piyasaların her zeminde işbirliğini oluşturmayı hedefleyen BRICS’e Türkiye’nin dahil olma arzusu çok yönlü stratejik bir hamlenin ürünü olarak görülüyor. Son yıllarda ekonomik olarak zor bir dönemden geçen ve dış ticarette Avrupa bağımlısı olan ülke ekonomisi için AB üyelik sürecindeki belirsizliklerin yanı sıra Batı ile ticari ilişkilerde yaşanması olası gerilimler yeni bir iş birliği arayışını zorunlu kılıyor.

ASKERİ YÖNÜYLE GÜVENLİ LİMAN ARAYIŞI

Asya ve Afrika pazarına daha fazla erişim sağlayarak hem pazar çeşitliliğini hem de ticaret menzilini artırma çabasındaki Türkiye için BRICS, ekonomik ve siyasi belirsizliklere karşı direnç kazanma imkânı sunuyor. Blokun sahip olduğu finansman modellerinin altyapı projeleri ve sürdürülebilir kalkınma için yeni avantajlar sunma potansiyeli BRICS’i ülke ekonomisi için cazibeli hale getiriyor. Askeri teknolojilerde dışa bağımlılığı azaltmak için savunma sanayiinde geldiğimiz seviyeyi görmezden gelmeyelim. BRICS üyeliği stratejik anlamda da bağımsızlık çabasını destekleyecek yeni teknolojik ortaklıklar ve savunma anlaşmaları anlamı taşıyor. NATO ve ABD ile dostlar alışverişte görsün temsili askeri anlaşmalar karşısında Çin ve Rusya gibi küresel güçlerle alternatif işbirlikleri stratejik bir denge unsuru olarak öne çıkıyor. Öte yandan uzun yıllardır Avrupa Birliği yolunda karşımıza çıkarılan engelleri göz önünde bulundurduğumuzda çok kutuplu dünya düzeninde BRICS’e yönelmemiz haklı bir alternatif arayışımızı temsil ediyor. Avrupa Birliği’nin sürekli olarak “Henüz hazır değilim, belki ileride” ya da “Sen daha iyilerine layıksın ama biz şimdilik arkadaş kalalım” oyalamaları Türkiye’yi başka aşklara yelken açmaya mecbur bırakıyor.

AB: HEP ERTELENEN BİR HAYAL

1963’te başlayan AB üyelik sürecinin, çeşitli reformlar ve yapısal değişiklikler yapılmasına rağmen bir türlü sonuçlanamaması, Türkiye’ye sürekli “Biraz daha çaba gösterin, sonra bakarız” diyerek umut verilmesi ve sonucunda Türkiye’nin aday statüsünde bu kadar uzun süre bekletilmesi, AB’nin çifte standart uyguladığı algısını güçlendiriyor. Her fırsatta, insan hakları, basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı gibi konularda ilerleme raporları yayınlayan AB'nin, Türkiye’nin bu alanlarda gösterdiği gelişmelere rağmen tam üyelik müzakerelerinde ciddi bir adım atmaktan kaçındığı günleri dün gibi hatırlıyoruz. AB’nin oyalama stratejisi sadece siyasi değil, ekonomik ve stratejik etkileriyle de Türkiye’yi zor durumda bırakıyor. Türkiye, AB’nin bir parçası olmayı hedeflerken, ekonomik iş birliği alanında da beklentilerini karşılayacak yeterli adımları göremedi. Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesi bile yıllardır tartışılıyor ancak bir türlü nihai çözüme ulaşamıyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) ile ilişkisi, bir briç oyununa benzetilebilir. Briçte, strateji, sabır ve dikkatli hamlelerle ilerlersiniz. Sadece kendi elinizdeki kartlara güvenmek yetmez; rakiplerinizi de iyi analiz etmeniz gerekir. Türkiye, AB ile olan oyununda, Batı’nın çıkarlarına uyum sağlamak için gerekli adımları atmaya çalıştı, ama AB her seferinde elinde tuttuğu koz kartlarını oynamaktan çekindi. Türkiye, AB’den bir türlü açık bir oyun göremediği için, bu masada kazanmanın ne kadar olası olduğunu sorgulamaya başladı. AB’nin kapısında yıllardır bekletilen Türkiye, bir yandan Batı ile ilişkilerini dengede tutmaya çalışırken, diğer yandan BRICS gibi yeni ittifaklarla kendine alternatif yollar arıyor. BRICS, briç masasında tamamen farklı bir oyun sunuyor. Bu masada strateji daha esnek, kurallar daha basit ve kazanmak için farklı yollar var.

BRICS: YENİ BİR GERÇEKLİK Mİ?

Areda Survey’in 2-6 Ağustos 2024 tarihlerinde yaptığı araştırma vatandaş nezdinde Türkiye’nin AB üyeliğine bakışını yansıtıyor. Mutlu sona bir türlü ulaşamayan, beklentilerin sürekli ertelendiği bir ilişki olarak şekillenen AB Türkiye ilişkisi vatandaş cephesinde de anlam kazanıyor. Toplumun %48,6’sı 2022 yılında AB’ye üye olunmalı derken, bu oran 2024 yılında %45,2’ye düşmüş durumda. Türkiye’nin gelecekte AB ile ilişkilerini nasıl sürdürmesi gerektiğini düşünüyorsunuz sorusuna %58,7 “daha bağımsız olmalı ve AB üyelik sürecini durdurmalı” yanıtını veriyor. Katılımcıların %31,7’si “daha yakın işbirliği ve üyelik sürecini hızlandırmalı” derken, %9,6 ise mevcut ilişkinin korunmasından yana tavır sergiliyor. Hal böyle olunca aşk mı mantık mı sorusunun yanıtının mantıktan yana ağır basıyor. BRICS ülkelerinin hızla büyüyen ekonomi ve yeni pazarlara erişim sağlama potansiyeli, daha esnek ve pragmatik işbirlikleri sunması Türkiye için daha fazla fırsat anlamına geliyor.

HAYALLER AB, HAYATLAR BRICS Mİ?

AB’nin karmaşık oyun stratejilerinden bunalan Türkiye, BRICS masasında daha hızlı ve kesin sonuçlar alabileceği bir oyun buldu. Bu yeni oyun, gelişmekte olan piyasalarla iş birliği yapmayı, daha esnek ekonomik anlaşmalar yapmayı ve küresel dengeleri yeniden tanımlamayı içeriyor. BRICS’te, Türkiye’nin elindeki kartlar, enerji iş birlikleri, savunma sanayisi ve ticaret fırsatları gibi farklı güçlerle daha hızlı kullanılabilir hale geliyor. Burada, AB’deki gibi karmaşık diplomatik engeller yerine, daha doğrudan bir strateji izleniyor. Türkiye için bu oyun, yeni hamleler yapma fırsatı demek. Türkiye, briç oyununda sürekli bekleyen taraf olmaktan çıkarak, BRICS’te eli tutan oyuncu olabilir.

Bizde yürekle mi gidilir, akılla mı seçilir bilinmez ama yollar hep değişir.

Yazar: Özgür Bayram Soylu

Konuya göre haberler