Son dakika

İsrail Filistin Gazze Soykırım Boykot

Filistin daima! Boykot daima!

Amerikan Guardian gazetesinde, gençlerin Filistin direnişinden etkilenip İslam ve Kur’an’ı araştırmaya başladıkları ve Müslüman olduklarına dair bir makale yayınlandı.

Her imkana, her şeye/eşyaya sahip gençler Filistin direnişinden etkileniyorlar. Düşünün; ellerinde telefon, üzerlerinde marka kıyafetler, altlarına arabalar, bilgisayarlar, oyunlar, değişik yiyecekler, içecekler, en iyi eğitim imkanları, her alanda sınırsız özgürlük, çok sayıda sosyal hak, ebeveynlerin aşırı ilgisi, güvenli bir ülke ama mutsuz bir gençlik; diğer tarafta ise hiç ama hiçbir şeyi olmayan, hatta ekmeği, suyu bulunmayan, ölümle iç içe yaşayan, başına bombalar yağan ama coşkuyla, umutla, cesaretle, üstelik de gülerek, kahkaha atarak, hatta ateşin önünde dans ederek direnen mutlu mu mutlu Filistin genci. Bu gence selam durmamak, saygı duymamak mümkün mü?

Filistin direnişi bir dünya devrimi olma yolunda kararlı adımlarla ilerliyor. Devrimin şarkısı da muhtemelen İsveç’te 1976’de yapılan Leve Palestina şarkısı olacak. Siyonizm, elindeki sınırsız finansal, askeri, siyasi güce ve propaganda için harcadığı milyar dolarlara rağmen ateş önünde dans eden Filistinli genç videosu ya da Leve Palestina şarkısı kadar bile etki oluşturabilmiş değil.

İsrail bu savaşı çoktan kaybetti. Hem sadece Gazze’de değil, tüm dünyada kaybetti.

SEKÜLERİN MÜPTEZELLİĞİ

Hristiyan topluluklar içinden çıkan bilim insanı, sanatçı ve entelektüeller Hristiyanlıkla meselelerini son bin yıllık süreçte doğru ya da yanlış bir yere oturttular. Zihinleri net.

Musevi topluluklar içinden çıkanlarda da bir zihin konforu mevcut. Marks’tan Einstein’a, Chaplin’den Habermas’a kadar hemen hepsi “önce Yahudiyim” diyerek yaşıyorlar.

Genelde İslam toplumunda, özelde Türkiye’de ise bilim insanı, sanatçı ve aydınların durumu içler acısı. Dini, dindarı, toplumun değerlerini nereye koyacaklarını bilmiyorlar. Kafa karışıklığı içinde bir oraya bir buraya savrulup duruyorlar. Sonuçta bırakın ortaya eser koymayı, haysiyetli, namuslu, şerefli bir tutum bile belirleyemiyorlar. Müslüman demek zor, Hristiyan, Musevi bunları niye içine alsın? O zaman kullanılmaya çok müsait oluyorlar. İki kuruşa ya da sırf yaranmak için bedavaya gavurun kılıcını sallıyorlar. Zavallılar. Müptezel geldiler, müptezel gidiyorlar.

Marlon Brando’ya Saygıyla

Marlon Brando, 1973 yılında Baba filmiyle kazandığı Oscar ödülünü “ABD film sektörünün Kızılderilileri barbar ve cani göstermesini protesto etmek amacıyla” reddetmiş, ödül törenine yerel kıyafetleri içinde Kızılderili Sacheen Littlefeather’i göndermişti. Geçen yıl 75 yaşında hayatını kaybeden Littlefeather kürsüde bir protesto mektubu okumuş, seyirciler tarafından yuhalanmış, ırkçı hakaretlere maruz kalmıştı. Yıllar sonra Oscar komitesi Littlefeather’dan özür diledi. Brando ise dünyanın gönlüne girdi, daha bir efsane oldu.

ABD sinema sektöründe Filistin soykırımını protesto edenlerin sayısı artıyor. Her biri de yaptırımlara maruz kalıyorlar ancak tıpkı Marlon Brando gibi gönüllerde silinmez yer ediniyorlar. Hakikatın yanında Marlon Brando gibi sarsılmadan duranlara selam olsun.

Yazar: Aydın Ünal

Konuya göre haberler