Prusyalı askerî stratejist Carl Von Clausewitz’in belirttiği gibi her dönemin kendine özgü bir savaş biçimi, kendine özgü sınırlayıcı koşulları ve kendine özgü önyargıları vardır. ABD/İsrail-İran savaşı Clausewitz’in bu tespitinin ne kadar yerinde olduğunu gözler önüne seriyor.
Bu savaş sadece “asimetrik” olmasıyla değerlendirilemez. Savaş, yan etkileri itibariyle savaş alanının ötesine taştı. ABD’de benzin ve mazot fiyatlarının artması, Kasımdaki ara seçimler sebebiyle Trump’ın savaşı sürdürmesini kısıtlayan bir etken olarak öne çıkıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması üreticiler ve tüketiciler üzerinde göz ardı edilemeyecek etkiler yaptı. Hiç kuşkusuz, Trump ABD’yi stratejik olarak açmaza sokan böyle bir sonuç beklemiyordu.
Hürmüz Boğazı’nın kapatılması küresel tedarik zincirlerini inkitaya uğrattı. Kapalı kalmaya devam etmesi maliyetlerin katlanarak artması demek. İsrail’in ayartmalarıyla Trump’ın başlattığı savaş bir küresel mesele oldu. Savaşı Hürmüz Boğazı’na getiren İran değil, Amerika.
Trump’ı İran’la savaşa sürükleyen İsrail, şimdi de Trump’ı savaşta tutmaya çalışıyor. Trump da her defasında bu savaşa İsrail için girdiğini itiraf eden cümleler ağzından kaçırıyor. Pazar günü yaptığı açıklamada Trump, ABD eski Başkanlarından Barack Obama’nın 2015’de İran’la yaptığı nükleer anlaşmayı eleştirerek, “İsrail›i ve diğer tüm müttefikleri bir kenara bırakarak İran›a büyük ve çok güçlü bir yeni yaşam şansı verdi” dedi. Trump Amerikalıların mı, yoksa İsraillilerin mi başkanı olduğuna bir karar vermelidir. Her ikisinin birden Başkanı olamaz.
Çin’li filozof ve stratejist Sun Tzu “Savaş Sanatı”nda “Bir orduyu kuşattığınızda düşmana bir kaçış noktası bırakın” der. Savaş ustalarından Cao Cao ise Sun Tzu’nun bu cümlesine “Savaş arabası sürücülerinin eski bir kuralı şöyle der: Onları üç taraftan kuşatın, bir tarafı ise kurtuluş yolu olarak açık bırakın” diye bir şerh düşmüştür. Askerî stratejistler bu kaçış veya çıkış yolunu “Altın Köprü” olarak nitelerler. Savaştan çıkmak için bir çıkış yolu olduğunu gören düşman savaşı sürdürmede inatçı olmayacaktır. Hürmüz Boğazı bir altın köprüdür.
“Sıfır toplamlı kesin zafer” varsayımıyla hareket ettiği anlaşılan Trump, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla balık kapanına girmiş oldu. Balık kapanına girmek kolay, çıkmak ise zordur. Halihazırda Trump için “balık kapanı” olan Hürmüz Boğazı’nın aynı zamanda “altın köprü” olması çelişki gibi görünebilir. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması Trump’ın ve İsrail’in savaş öncesi hedeflerinin yoldan çıkmasının bir sonucu olarak stratejik bir balık kapanına dönüştü. ABD’nin İran’dan beklediği diğer tavizlerse gölgede kaldı. Artık herkes Hürmüz’ü konuşuyor.
Hürmüz Boğazı’nın kapalı olmaya devam etmesi yan etkileri daha acı verici birincil etkilere dönüştürebilir. Trump Amerikalılara acı vermeye başlayan etkiler tarafından kuşatılmış ve kısıtlanmış bulunuyor. Bu etkiler Trump’ı İran’la onurlu bir anlaşma yapmaya zorlayacaktır.
Saygın askerî düşünürler savaşı sevmedikleri gibi onu ” sıfır toplamlı oyun” olarak görmezler. Trump savaşı tırmandırarak sıfır toplamlı bir oyunu sürdürmemeli. Her bir tırmanma domino etkisiyle bir başka tırmanmaya yol açarak savaşı daha da içinden çıkılamaz hale sokacaktır.
Clausewitz’in söylediklerinden hareketle ifade etmek gerekirse, günümüzde küreselleşen ekonomi ve küresel tedarik zincirleri savaşları kısıtlayıcı rol oynuyorlar. Bilhassa Hürmüz Boğazı, Babülmendeb Boğazı ve Süveyş Kanalı gibi biribirine bağlı stratejik yolları içeren bir bölgede savaş başlatmanın askerî, ekonomik ve siyasî sonuçları çok daha ağır olacaktır.
ABD ve İran arasındaki krizin düğüm noktası Hürmüz Boğazı’dır. Diğer her şey gölgede kaldığına göre, Trump’ı siyaseten kurtaracak çıkış yolu bu düğümün çözülmesinden geçiyor.
Netanyahu’nun ipiyle kuyuya inmek kuyuda kalmakla aynı şey. Bunu anlamış olması gereken Trump çalışan Amerikalılara hiçbir fayda vermeyen, tam aksine zarar veren bu savaştan çıkmalıdır. Bir bakıma İran, Hürmüz Boğazı’nı kapatarak savaşın devam etmesini zorlaştırdığı gibi bu haksız savaştan çıkması için Trump’a kendini kurtaracak bir ip uzatmış oldu.
İranlılar’ın ifadesine göre ABD’nin deniz ablukası devam ettiği sürece Hürmüz Boğazı kapalı kalacak. Trump ablukayı kaldırarak, İran’la doğru düzgün bir müzakerenin önünü açabilir. İsrail hariç, dünyanın Trump’tan beklediği budur. Trump’ı kurtaracak “altın köprü” de budur. Dünyanın beklediğini yapmak yerine İsrail’in dediğini yaparsa siyaseten intihar etmiş olur.
Yazar: Abdullah Muradoğlu