Son dakika

Müttefiklerini koruyamadı. Kendi üslerini koruyamadı. Nereye gitti trilyon dolarlar? ABD önce Avrupa’yı sattı, şimdi de Körfez ülkelerini. İsrail nükleer silah kullanacak. Ve kendisi imha olacak.

ABD, Ortadoğu’daki hiçbir müttefikini koruyamadı. Suudi Arabistan’ı, Kuveyt’i, Katar’ı, BAE’yi, Bahreyn’i, Ürdün’ü İran füzelerinden koruyamadı.

ABD, Ortadoğu’da birçok ülkeye yaydığı askeri üslerini bile koruyamadı. Yukarıdaki ülkelerde bulunan ABD askeri üsleri, donanma üsleri, istihbarat üsleri ağır saldırılara uğradı.

ABD’nin böyle bir savaşta, kendi üslerini koruyacak imkana bile sahip olmadığı ortaya çıktı. Bahreyn’deki 5. Filo dahil, radar üsleri dahil, devasa askeri yığınaklar dahil hepsi saldırılara uğradı, korunamadı.

TRİLYON DOLARLAR BOŞA GİTTİ.

On yıllardır, trilyon dolarları alıp, “Sizi biz savunacağız” diyen ABD, sadece on günde, İran füzeleri karşısında bu ülkeler için hiçbir şey yapmadı, yapamadı, yapamayacağı açığa çıktı.

Suudi Arabistan, Kuveyt, BAE, Katar, Bahreyn gibi ülkeler büyük şok yaşıyor. “Peki biz savunmamızı ABD’ye emanet edip nasıl bir hata yaptık” sorusunu sorduklarından eminim.

Bugüne kadar, ABD korumasında güven içinde yaşayan bu ülkeler, bugün İran saldırılarına uğrarken bunu yaşıyorlarsa, yarın başka güçlerin saldırılarında aynı savunmasızlığı yaşayacaklarını gördü.

O ZAMAN ABD ONLARI
KORUMAYACAK, ONLARI ‘VURACAK’.

İsrail-İran savaşından sonra İsrail’in boş durmayacağını iliyoruz. İsrail’in, şu an ABD müttefiki olan ülkelerden bazılarına saldıracağını biliyoruz. İşte o zaman ABD bu ülkelerin hiçbirini korumayacağı gibi, İsrail’e destek verip bu ülkeleri vuracağını da biliyoruz. İşte Arap/Körfez ülkeleri asıl ölümcül şoku o zaman yaşayacaklar.

BÜTÜN BU YATIRIMLAR İÇ TEHDİTER İÇİNMİŞ.

ABD’nin bölge ülkelerindeki askeri varlığı, askeri üsleri, bu ülkeleri dış tehditlere değil “iç tehditlere karşı koruma”ya ayarlıydı. Rejimleri, iktidar elitlerini, petrol zenginliğini korumaya ve yönetmeye, sahip olmaya ayarlıydı.

Bu şokun, bölge ülkelerinin gelecekle ilgili kararlarını ciddi anlamda etkileyeceğini düşünüyorum. Kendilerini tamamen savunmasız halde buldular. Ama asıl soru şurada: Bölge ülkeleri, kendilerini muhtemel iç tehditlere karşı koruyan ABD askeri varlığının, bölgesel bir dış tehdit halinde koruma yapmayacağını biliyor. Peki bu boşluk nasıl doldurulacak?

TÜRKİYE İLE ORTAK SAVUNMA KALKANI KURMALARI GEREKİR.

Önümüzdeki yıllarda yaşanacak belirsizlik, coğrafyamızdaki hareketlilik, küresel güç matematiğindeki ölümcül değişimler göz önüne alınınca, panik halinde bazı değişikliklere gitmeleri artık şarttır.

Bunun da yolu, Türkiye ve bölge ülkelerinin ortak savunma kalkanı inşa etmeleridir.

AYNI DURUMU AVRUPA DA YAŞADI. ABD ONLARI DA SAVUNAMADI

Körfez ülkelerinin düştüğü durumun aynısını Avrupa yaşadı. Rusya, Ukrayna’ya saldırdığında, bir anda savunmasız kaldıklarını, sadece ABD varlığının kendilerini korumaya yetmeyeceğini, ABD’nin de böyle bir niyeti olmadığını fark ettiler.

Şimdi Avrupa savunması için panik halinde çözüm, çare arıyorlar. Hatta on yıllarca dışladıkları Türkiye’den destek istiyorlar.

Avrupa gibi, Körfez ülkeleri de, ABD’nin kendilerini korumaya niyetli olmadığını gördü. ABD’nin hem Körfez ülkelerini hem Avrupa’yı bu denli yalnız bırakması, daha doğrusu savunamayacağının ortaya çıkması, büyük bir kırılmadır. İkinci Dünya Savaşı sonrası düzenini asıl yıkan bu olacaktır.

ÖRGÜTLERİ DE KULLANIP ATTILAR. DEVLETLERİ DE KULLANIP ATTILAR.

Yıllarca ABD ve İsrail’in bölgemize yönelik saldırganlıklarında taşeron rolü üslenen PKK, PJAK, YPG gibi örgütler, “İşleri bittiğinde kaldırılıp atılacak güçler” olarak görüldü. Bunu en son Suriye’de gördük.

Şimdi aynı güçleri İran üzerine sürmeye çalışıyorlar. Şu an bir tereddüt yaşasalar da, savaşın ilerleyen zamanlarında buna gönüllü olacakları aşikar. Bu taşeronluk, Kürt milliyetçiliğinin ikinci İsrail gibi algılanmasına yol açtı ve bölge genelinde ortak düşman kategorisine soktu.

İşin vahim yanı, bugüne kadar örgütler kullanılıp atılıyordu. PKK, DAEŞ gibi. Şimdi devletler kullanılıp atılıyor. Körfez/Ortadoğu bölgesindeki devletler, istisnasız ABD müttefikidir. Hatta müttefiklikten öte bir entegrasyon söz konusudur.

ARAP MİLLETİNE SÜREKLİ “TEHDİTLER” ÜRETTİLER.

Ama şimdi, bu ittifak ilişkisinin, bir tür taşeronluk, Amerikan yağmacılığı ilişkisi olduğu ortaya çıktı. Arap ulusuna her zaman bir tehdit gösterdiler ve onu istedikleri yola soktular. Saddam tehdidi, El Kaide tehdidi, Müslüman Kardeşler tehdidi, İran tehdidi. Şimdi de Türk tehdidi konusunu işliyorlar.

Bu tehdit ve korkutma ile dizayn edilen bölge ülkeleri, bir an önce uyanmazlarsa yarınları olmayabilir. Şu anki devletler çok küçük parçalara bölünebilir.

İsrail’in İran’dan sonra, Pakistan, Mısır, Suudi Arabistan ve Türkiye’yi hedef alacağı, bunun için ABD gücünü kullanacağı artık kesin. Peki on yıllardır oynanan bu oyun hâlâ işe yarayacak mı? Eğer yarayacaksa, büyük coğrafyada yaşayan bütün milletler tehdit altında demektir.

“BÖLGESEL İRAN” ÇÖKTÜ. İÇERİDE DE ÇÖKEBİLİR Mİ?

İran önce Suriye’den çıkarıldı, Lübnan’da zayıflatıldı. “Bölgesel İran” projesi çöktü. Kendi sınırlarına çekilen İran’ın, İran-Irak savaşından bu yana, coğrafya ölçeğinde yürüttüğü bütün girişimleri çöp oldu. 1979’dan bu yana bölgemizi kasıp kavuran, ABD-İsrail işgal ve saldırıları kadar zarar veren İran politikaları koskoca bir yalan oldu.

12 gün savaşı denilen saldırılar başladı. İran içeriden vuruldu. Öyle örnekler gördük, öyle ihanetlere tanık olduk ki, böyle bir devletin nasıl ayakta kaldığı sorgulandı. Bölgede biten İran içeride adeta çürümüştü! Sadece saldırıya uğramadı. İtibarsızlaştırıldı, küçük düşürüldü.

Hemen ardından ülke içinde isyanlar başlatıldı. Onlarca yıldır içeride örgütlenen ABD, Avrupa istihbaratı, İsrail istihbaratının emrine verildi ve kitlesel isyanlar başlatıldı. İran 12 gün savaşından sonra ikinci kez içeriden zayıflatılıyordu.

İsyan kontrol altına alındı. İçeride büyük bir tasfiye başlatıldı. Tam işlerin durulması beklenirken Netanyahu, Trump’ı ikna etti ve ikinci kez İran’a saldırı başlatıldı. Rejim değişikliği, nükleer çalışmalar gerekçe olarak sunuldu ama İsrail’in İran’a yönelik saldırıları aslında bir kan davasıydı.

“ZAYIFLATTIK, BİTİRELİM” DEDİLER. AMA İŞLER HİÇ DE ÖYLE OLMADI!

Bu kadar zayıflatılan İran’ın, son saldırı ile çökeceği düşünülüyordu. Muhtemelen Netanyahu da Turmp’ı böyle ikna etmişti. Ama bekledikleri gibi olmadı. Körfez ülkeleri ABD koruma kalkanının olmadığını fark ettiklerinde nasıl bir şok yaşadılarsa, ABD de, İran’ın keskin ve çok sert misillemeleri karşısında aynı şoku yaşıyordu.

Hiç kimse İran füzelerinin, SİHA’larının bu kadar etkili olacağını, Tahran’ın öncelikle bölgedeki ABD üslerini vurup elini rahatlatacağını düşünmemişti. Hiç kimse İran’ın hem ABD üslerini hem bölge ülkelerini hem İsrail’i aynı anda vuracağını hesaba katmamıştı.

Korku üzerinden yürüttükleri saldırganlığın işe yarayacağını, İran’ın yenilgiyi kabulleneceğini düşündüler. Hamaney’in öldürülmesinin İran’ı duygusal olarak da çökerteceğine inandılar.

BÖLGE ÜLKELERİ İSRAİL TUZAĞINA DÜŞMEDİ.

ABD, “gönülsüz” ve plansız başladığı bu savaşı uzun süre sürdüremez. İsrail, ABD’ye yönelik tazyiklerine rağmen bu savaşı uzun süre sürdüremez. İran, bugüne kadar olduğu kadar, sağlam durmaya devam ederse, gücü buna imkân verirse ABD geri adım atmak zorunda kalabilir.

Çünkü, İran’ı içeriden deviremediler. Kara saldırısı yapamadılar, yamayacaklar. Böyle olunca da hesapları tutmadı. Onlar vuracak içeriden isyan başlayacaktı, bu tutmadı. Onlar vuracak bölge ülkeleri İran’a saldıracaktı. O da tutmadı.

İSRAİL NÜKLEER SİLAH KULLANACAK! BU COĞRAFYADA ABD’NİN İŞİ BİTER!

Peki geriye ne kalıyor? ABD’yi bilmem ama İsrail, son koz olarak nükleer silah kullanacaktır. Bu gözü dönmüş sapkınlar, İran’da kitlesel katliamlara girişecektir. Ve bu ihale ABD’nin üstünde kalacaktır.

Nükleer saldırı, bütün coğrafyanın ezberini bozar. Bütün coğrafyayı İsrail’e karşı teyakkuza geçirir. ABD’nin bu coğrafyada bütün işi biter. Hiçbir güç ve söylem, ABD gücünün varlığını garanti altına alamaz.

PEKİ YA İRAN DA İSRAİL’E NÜKLEER SALDIRI YAPARSA!

Şu an, “İsrail için dünyayı kaybeden” bir ABD var. Bütün ülkelerle düşman haline gelmiş, her yere saldıran bir haydut devlet görünümünde. Küresel itibar ve güvenliği sıfır noktasında.

Bu, uzun vadede sürdürülebilir değil. Dünyayı kaybeden ABD’nin dramatik bizimde Ortadoğu’yu kaybetmesi beklediğimizden çok daha kısa zaman içinde olabilir.

İsrail, İran’a karşı nükleer silah kullanacaktır. Ama ya İran’ın da elinde nükleer silah varsa! Ya o da İsrail’e karşı kullanırsa? Bu mümkün. Üstelik İsrail avuç içi kadar bir yer. Böyle bir saldırıdan sonra ayağa kalkması mümkün olmayacak. Tam bir çöküş yaşayacaktır.

MEZHEP EKSENLİ BAKARSAK İRAN’IN HATALARINI YAPARIZ… ŞU AN HERKES ÇOK ÇOK DİKKATLİ!

İran meselesi mezhep eksenli algılanırsa, bölgenin geleceğini doğru okuyamayız. İran’ın kırk yıldır yaptığı hatayı tekrar ederiz. Mezhebin üstünde, coğrafya ölçekli bir bakışa, duruşa, hazırlığa ihtiyacımız var.

İran’a saldıranların mezhep için saldırmadığını biliyoruz. Sudan’a, Somali’ye, Suriye’ye, Irak’a, Afganistan’a mezhep için saldırmadılar.

Sünni ülkeler, İran’ın düştüğü mezhep körlüğüne düşmemeli, ona göre pozisyon almamalı, ülkelerinin ve coğrafyanın geleceğine bu kısır, dar körlükten bakmamalı.

ABD ARTIK ORTADOĞU’DA TUTUNAMAZ!

Körfez ülkeleri, şu ana kadar inanılmaz bir soğukkanlılıkla, sabırla hareket etti. Bu, Rusya’nın iddia ettiği gibi korkudan değil, savaşı bölgeselleştirmeye dönük “İsrail kurgusu”nu görmelerinden kaynaklanıyor.

Daha iki hafta olmadan, bu sonuçlar ortaya çıkmışsa, bu savaş asıl ABD için yıkıcı olacak demektir.

Kendi askeri üslerini bile koruyamayan bir devlet bu coğrafyada artık tutunamaz. Ayaklarının altındaki zemin kaymıştır.

Yazar: İbrahim Karagül