Terör örgütü SDG kısa, çok kısa bir sürede çöktü. PR kampanyaları, SDG’nin sahip olduğu güçle ilgili abartılı resimler sahanın soğuk gerçekliğine çarparak dağıldı. Suriye’yi bölmeyi, Akdeniz’e uzanan terör devleti kurmayı, böylece İsrail’in güvenliğini sağlamayı hedefleyen emperyalist proje çöpe atıldı. Elbette bölge her zaman sürprizlere gebedir. Ancak şunun altını çizelim: Ankara’nın Şam’daki rejim değişikliğini desteklemesi ve bunu mümkün kılması bölgeyi karıştırmaya çalışan bölgesel/küresel aktörlere karşı şah-mat hamlesidir. Tarihin yönü Türkiye lehine değişmiştir (Bu, başka aktörlerin yönü tekrar değiştirme arayışında olmayacağı anlamına gelmez.)
ANKARA TÜM DETAYLARA VAKIF
Ankara Şam’la sıkı bir diyaloğa sahip. SDG’ye karşı yürütülen operasyon öncesi ve sırasında diyalog kesintisiz sürdü. Şara’yı güçlü bir şekilde destekleyen Türkiye planlamanın tüm ayrıntılarına vakıftı. Nereden mi biliyorum? SDG’nin 10 Mart mutabakatına uymaması halinde Şam yönetiminin ve Arap aşiretlerin harekete geçeceğini (Bakınız; İsrail’in elini gördük, 15 Ağustos 2025)… SDG/YPG’nin Haseke-Kamışlı arasında, 500 bin nüfuslu küçük bir alana sıkışacağını (Bakınız; SDG için sayılı günler başladı, 28 Kasım 2025)… İlk müdahaleye (Halep) rağmen mutabakata uyulmaması halinde topyekün müdahalenin gündeme geleceğini (Bakınız; Birinci aşama: SDG’ye askeri uyarı hazırlığı, 9 Aralık 2025) yazmıştık. Hiçbiri kehanet değildi. Hepsini Ankara’daki kaynaklarımdan duymuştum. Hepsi gerçekleşti. Sürecin başından sonuna Dışişleri ve Milli Savunma Bakanlıkları ile MİT üst düzey bir koordinasyonla hareket etti, Şam’a destek oldu (MİT, sivillerin -hatta çekilen PKK’lıların ailelerinin- zarar görmemesi için sahada ciddi bir koordinasyon faaliyeti yürüttü.)
ŞARA LİDERLİĞİNİ KANITLADI
Bu tarihi gelişmeyi doğru analiz etmek durumundayız. Bir. Suriye’nin toprak bütünlüğü yönünde son derece önemli bir kazanım elde edildi. SDG “bireysel olarak” Şam’a entegre olacak. İki. İsrail, Süveyda’daki bazı Dürzi grupları teşvik ederek SDG için “emsal” oluşturmaya çalışıyordu. Şam, hamle yaparak ayrılıkçı Dürziler için “karşı emsal” oluşturdu. Şam’ın eli Süveyda’da da güçlendi. Üç. Suriye’nin petrol gelirleri Şam’a akacak. Ülkenin kalkınması için önemli. Dört. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet Şara, stratejik zekasını ve rasyonel bir lider olduğunu; dengeleri gözeterek, aşırıya kaçmayarak ve yayınladığı Kürt hakları kararnamesiyle gösterdi. Bunun geri dönüşü uluslararası itibar ve destek şeklinde olur. Beş. Washington-Ankara bölgesel bakışının büyük ölçüde örtüştüğü anlaşıldı. Kaynaklar diyor ki… Thomas Barrack, Erbil’de Ferhat Abdi Şahin’e “Mevcut durumu kabullen, biz de elimizden geleni yapalım” telkininde bulundu. Altı. Ülkeyi karıştırmaya çalışan Esad milisleri demotive oldu (Öngörü: Yakında Hama-Humus’ta da hareketlilik olabilir.) Yedi. En önemlisi… Kandil’in eli artık daha zayıf. Bunu biraz açacağım ama önce yaklaşan iki riske değinmem gerekiyor.
İSRAİL’İN RİCATI DERİNLEŞİYOR
Bir. Bu operasyonla İsrail’in Davut Koridoru hayali suya düştü. Yanı sıra… Gazze Barış Kurulu konusunda “Bizim fikrimiz alınmadı” diyen İsrail’e Amerikalıların tepkisini hatırlayın: ”Netanyahu kendi işine baksın.” İsrail’in bölgesel ricatı derinleşiyor. Provokasyonlara girişebilir. İki. Şam, kontrol altına aldığı bölgeleri konsolide ettikten sonra Süveyda’ya eğilecektir. Bu, İsrail’le kriz yaşanmasına yol açabilir. Paris’te ABD arabuluculuğunda yapılan Suriye-İsrail müzakereleri önem kazandı.
Şimdi gelelim Kandil konusuna… Terörsüz Türkiye süreci, Suriye’de yaşananlarla doğrudan ilgiliydi. TBMM’nin yasal düzenleme yapabilmesi için Suriye’deki terör unsurlarının da silah bırakması gerekiyordu. PKK kendisini lağvettiğini açıklasa da silahlarını bırakmamıştı. İşi ağırdan alıyordu. İmralı’nın serbest bırakılmasından, elebaşların Türkiye’de siyaset yapmasına kadar uzanan bir yelpazede maksimalist talepler gündeme geliyordu.
KANDİL’İN BİR GÖZÜ SURİYE’DE, DİĞERİ İRAN’DA
Kandil iki şeyi görmek istiyordu. Bir. Hangi yasal düzenlemeler yapılacak? Türkiye’ye dönen teröristler silah bıraktıktan sonra neyle karşılaşacak? İki. Suriye’de ne gibi bir gelişme olacak? İsrail’in desteğini alan SDG, federasyon hedefine ulaşacak mı? SDG, Kandil’in emniyet supabıydı. Bu yüzden Halep’te çatışma talimatı bizzat Kandil’den gelmiştir. (Kandil’i beklemeye iten üçüncü sebep, ABD’nin İran’a müdahale hazırlığıdır. Geçtiğimiz haziran ayında, 12 Gün Savaşı sırasında, PKK’nın İran kolu, İsrail tarafından silahlandırılmıştır.)
Kandil’in bu tutumu güven bunalımı yarattı. İmralı’nın Kandil’i yüzde yüz kontrol edemediği ortaya çıktı. Yine de… Şimdi önümüzde büyük bir fırsat var. Türkiye Irak’ta tampon bölge kurdu. Bağdat’la anlaşıldı. “Kandil kuşatıldı.” Örgütün Suriye ayağı düştü. PKK için oyun sahası daraldı. PKK, yeni bölgesel düzende terör örgütlerine yer olmadığını görmeli. Örgüt, 27 Şubat çağrısının gereklerini hızlı ve eksiksiz bir şekilde yerine getirmeli. Kimse istemez ama aksi durumda ne olacağını Suriye’de gördük.
Yazar: Yahya Bostan