Son dakika

Türkiye-AB Ekonomi Politika

AB’nin kritik hammaddeler yaklaşımı ve Türkiye

Bir süredir para politikası, maliye politikası, enflasyon ve cari açık gibi meselelere odaklandık. Elbette bunda söz konusu başlıklarla ilgili son dönemde atılan adımların etkisi büyük. Oysa cari meseleleri de göz önünde bulundurarak Türkiye’nin uzun vadeli çıkarlarını konuşmaya devam etmeliyiz.

Köşe yazılarımı yakından takip edenlerin hatırlayacağı üzere geçen yıl Eylül ayında yine bu köşede “Türkiye’de madencilik ve von der Leyen’den kritik ‘madencilik’ mesajı” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Söz konusu yazımda AB’nin “Avrupa Kritik Hammaddeler Yasası” hazırladığını belirtmiştim.

Yasaya ilişkin bilgiyi AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen vermişti. Von der Leyen, Çin’in nadir elementlerde %90 ve lityumda ise %60 oranında dünyadaki üretim süreçlerini kontrol ettiğini ve bu bağımlılığı azaltmak adına AB’nin “Avrupa Kritik Hammaddeler Yasası” hazırladığını söylemişti. Yine von der Leyen, AB’nin yenilenebilir enerji ve yeni enerji teknolojileri nedeniyle nadir toprak elementlerinde kayda değer şekilde artacak ithalat bağımlılığına önlem almaları gerektiğini ifade etmişti.

Bugün geldiğimiz noktada AB Konseyi, üye ülkeler ve Avrupa Parlamentosu (AP) arasında müzakere edilen Kritik Ham Madde Yasası’nda uzlaşı sağlandığını açıkladı. Uzlaşıya göre 34 ürün kritik hammaddeler listesinde yer alacak ve bu listedeki 17 ürün ise “stratejik kritik ham madde” olarak nitelendirilecek. Örneğin alüminyum, bor, kobalt, bakır, galyum, lityum, magnezyum, titanyum ve nikel stratejik kritik ham maddeler arasında yer alacak.

Tasarının yasalaşması ile beraber AB, Kritik Ham Madde Yasası kapsamındaki ürünlerin yıllık tüketiminin en az %10’unu kendisi çıkaracak, en az %40’ını kendisi işleyecek ve en az %25’ini geri dönüştürecek. Bu politikanın AB’nin pek çok ülke ile olan ticaretini gözden geçirmesi anlamında geldiğini not edelim. Örneğin AB, niyobyum ihtiyacının %85’ini Brezilya’dan, kobaltının %68’ini Kongo’dan ve boratlarının %98’ini Türkiye’den alıyor.

Gelelim bize. Bana göre Türkiye’nin madencilik alanındaki en önemli gelişmelerinden birisi 2022 yılında yaşanmıştı. Zira Türkiye dünyanın ikinci büyük nadir toprak elementleri rezervini bulduğunu ilan etmişti.

Dünyadaki nadir toprak elementlerinin %95’i Çin tarafından üretiliyor. Çin’in toplam rezervi 800 milyon ton civarında. Türkiye’de şu an kadar tespit edilen rezerv miktarı ise 694 milyon ton. Bu elementler fiber optik, tıbbi görüntüleme, lazer sensörler, uydu teknolojisi, akıllı füzeler, süper alaşımlar, bataryalar, enerji depolama sistemleri ve elektrikli otomobiller başta olmak üzere yüksek teknoloji ürünlerde kullanılıyor. Elbette bu nadir toprak elementlerini işleyip ekonomiye kazandırmak ve ihracatını yapmak çok kritik bir konu.

Eti Maden Beylikova Tesisleri’ndeki pilot tesis cevher işlemesine başlayacak. Daha sonra çok daha büyük bir endüstriyel yatırım ile Türkiye’nin bu alanda söz sahibi ülkelerden birisi olması öngörülüyor. Bu konu aynı zamanda Türkiye’nin ekonomi güvenliği ve ekonomideki bağımlılık oranının azaltılması için de stratejik önem taşıyor. Dahası görünen o ki AB’nin bundan sonraki stratejisi için de Türkiye olmazsa olmaz konumda olacak. Ümit ederim AB Konseyi kendi üzerindeki Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin baskısından kurtulur ve gerçeği bir an önce görerek Türkiye’ye yönelik olumsuz tavırlarını ortadan kaldırır. Çünkü AB için de en iyi seçenek bu.

Yazar: Levent Yılmaz

Konuya göre haberler